Bir malın arzı, o malı elinde bulunduranların çeşitli fiyatlarla o maldan fiilen satmak istedikleri miktarlar olarak tanımlanabilir. Konut sektöründe talep grubu olarak ortaya çıkan hane halklarının karşısında konut arz grupları vardır. Konut arz grupları, konut sektörüne arz grupları olarak girmeden önce arsa, malzeme, işgücü vb. konut girdilerini talep edenler konumundadırlar.
Konut arzını etkileyen faktörler; talepteki değişiklikler, finans kuruluşlarının konut üretimi sektöründeki rolü, arsa ve altyapı, yapı teknolojisi, bina inşaat maliyetleri ve yapı malzemeleri, girişimcilik – örgütlenme ve konut üretimindeki sektörler olarak sıralanabilir.
Talep edilmeyen bir malın arz edilmesi söz konusu değildir. Bu sebeple konut talebine etki eden faktörlerin konut arzına da etki ettiği söylenebilir. Böylece konut talebindeki herhangi bir daralma veya artma doğrudan konut arzının daralması veya artması anlamına gelmektedir.
Konutun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilen bir ürün oluşu, konut arz edenlerin üretim sürecini mevcut kaynaklarından finanse etmesini zorlaştırmaktadır. Aynı şekilde hane halkları da ihtiyaç duydukları konutu kendi birikimleriyle satın alma olanaklarına güçlükle sahip olmaktadırlar. Bu nedenle her iki grup da amaçlarına ulaşabilmek için uzun vadeli ve düşük faizli kredilere gereksinim duymaktadırlar. Bunlara, konut sektöründe faaliyet gösteren diğer grupların, özellikle sektöre girdi sağlayan imalat sanayisinin yatırım ve işletme kredisi gereksinmesi de eklenebilir. Bu nedenle finans kuruluşları bu grupların tümüne sağladıkları kredi olanaklarıyla konut üretimi sektöründe önemli bir yer tutmaktadırlar.
Finans kuruluşları aslında kar amacı güden ticari kuruluşlardır ve bu karları elde etmek için verdikleri kredilere faiz uygularlar. Finans kuruluşlarının verdikleri kredilere uyguladıkları faiz oranı kendi aralarındaki rekabetin yoğunluğuna ve büyük ölçüde de devletin uyguladığı ekonomik politikalara bağlıdır. Devlet finans kuruluşlarının davranış biçimini etkileyen bir üst sistem olmasının yanı sıra, kendisi de sağladığı kredi olanaklarıyla bir anlamda bir finans kuruluşu sayılabilmektedir.
Konut üretiminde ön şart arsanın teminidir. Bir arazinin arsa olması, konut yapımına elverişli bir konumda bulunması, alt yapısının tamamlanması, kentin imar planları içinde yer alması ve topografik haritalarının, nazım ve imar planlarının yapılması ile mümkündür. Yeni arsa üretmenin zaman açısından uzun süre istemesi ve finansmanının yüksek olması nedeniyle konut yapımı için arsa ve altyapı önemli ölçüde güçlük arz etmektedir. Arsalar spekülasyonlara, haksız kazançlara kaynak haline gelmektedir ki, bu durum konut arzının gelişiminde ciddi engellerden birini teşkil etmektedir. Konut arzında önemi büyük olan arsa konusunda Birleşmiş Milletler İskan Komisyonu, bazı politik seçenekler ortaya koymuştur. Arsa ve dolayısıyla konut arzı sorununun çözümünde göz önüne alınması gereken seçenekler; hükümetçe arsa satın alınması, önceden arsa temini arsa takası, iskan edilebilir arazi temini, kiralama veya satın alma önceliği yoluyla arsa temini ve arsayı kullanım kontrollerinde bulunması olarak sıralanmaktadır.
Uygulanan konut politikasının başarılı olabilmesi için ivedilikle çözümlenmesi gereken konulardan biri de arsa spekülasyonudur. Konut üretiminde ekonomik nedenlere dayalı arsa arz-talep dengesizliği, bu alanda maliyetlerin yükselmesine yol açmaktadır. Konuta talep yükselirken, arsa arzı çok yavaş artar ise, arsa spekülasyonu oluşmaktadır.
Konut üretiminde sanayileşme düzeyi çok sınırlıdır. Konutların büyük bir bölümü herhangi bir profesyonel plan ve projeye dayanmadan, birbirinden çok farklı standartlarda, yine standardı belirsiz yapı elemanları ile sertifikasız ve ehil olmayan işgücü kullanılarak saha üzerinde gerçekleştirilmektedir. Bu durum, konutların hem maliyetlerinin yüksek olmasına, hem yapım süresinin uzun olmasına, hem kalitesinin düşük olmasına, hem tüketici beklentilerine uygun olmamasına, hem de gelecekte büyük bakım onarım ve tadilat masraflarına katlanılmasına neden olmaktadır. Bu açıdan çözüm, konut üretiminde sanayileşmiş üretimin payını arttırmaktan geçmektedir. Konut yapımının sanayileşmesi kavramı, konut yapımının mevsimsellikten uzaklaşması, prefabrik yapı elemanları kullanımının ağırlık kazanması, uzmanlaşmaya dayalı, sürekli ve tüketiciye seçme imkânı veren, gerekli standartlara uygunluğu önceden kabul edilmiş olan, belli bir finansmana sahip olan, belli ve maliyet minimizasyonuna dayalı süreler içinde tamamlanabilen bir yapı kazanması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda konut arzı da değişiklik gösterecektir.
Konut piyasalarında arzın önemli bir bölümünün doğrudan tüketiciler, kooperatifler, geçici olarak piyasaya giren tecrübesiz ve düşük sermayeli yap-satçılar tarafından gerçekleştirilmesi, çok yönlü olarak önemli kaynak israfına ve fiili ve potansiyel refah kayıplarına neden olmaktadır. Her şeyden önce bu tür geçici ve profesyonel olmayan teşebbüsler geleneksel metotlarla çalışmaktadır. Ayrıca bu teşebbüslerin sahip oldukları finansal kaynakların yetersizliği, bazen konutların tamamlanma süresinin uzamasına neden olabilmektedir. Yine bu teşebbüslerin kamu düzenlemelerine uyma eğiliminin düşük olması, yapılan konutların tamamen yıkılmasına kadar uzanan büyük kaynak israflarına neden olabilmekte ve konut arzını etkilemektedir.
Sonuç olarak fiziki ve sosyal altyapının konut arz ve talebine paralel olarak geliştirilmesi önemlidir. Bu sorun hem ulaşım, hem enerji ve haberleşme altyapısı, hem de okul hastane gibi sosyal altyapı unsurları açısından önemli olduğu gibi, çevreyi iyileştirecek altyapı konusu da zaman içinde artan bir önem kazanmaktadır. Gecekondu bölgelerinin veya eski sanayi yerleşim bölgelerinin rehabilitasyonunu, park ve bahçeleri, su ve hava kirliliğini önleyen tedbirleri de bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.